Fotokopi tekniğinin bile olmadığı, bilgisayar ofis hizmetlerinin yerine ispirtolu teksir makinalarının kol gezdiği yıllarda, gazetede basılacak nota sayfasının önceden aydınger kağıdına çini mürekkebi kullanılarak elle yazılması gerekirdi. En acıklısı da yanlış yazılan herşeyin kağıttan sadece jiletle kazınarak silinebilmesiydi. Bu zorluklar, benim zihnimde bazı dürtüler uyandırmaya başlamıştı.

İkinci olayı, yine İzmir'de Kestelli caddesindeki eski halkevinde rahmetli bestekar ve fotoğraf sanatçısı Ali Ulvi Baradan himayesinde yapmış olduğumuz cemiyet çalışmaları sırasında yaşadım. Geçtiğimiz eserlerin notalarını temin için hocamız bizi İzmir Radyosu'nun o tarihlerdeki müdürü örnek insan rahmetli Ali Rıza Avni ağabeyimize göndermişti. Radyo kütüphanesinden ihtiyaçlarımızın karşılanması için kendisini makamında ziyaret ettiğimiz Ali Rıza Avni, bizim yanımızda kütüphane görevlisini çağırarak "bu çocuklara her zaman istedikleri eserlerin notalarını verin; kimlik ve imza almayın, yazıp geri getirirler" demişti. Bununla hem bizi onore etmiş, hem insanlık dersi vermiş, hem nota ihtiyaçlarımızı sınırsız karşılamış, bütün bunlardan çok daha önemlisi, Türk Musikisinin bir daha silinmemek üzere kalplerimize yerleşmesine vesile olmuştu.

İşte bu şekilde radyodan temin ettiğimiz notaların, elle tek tek yeniden yazılarak asıllarının kütüphaneye iade edilmesi mecburiyetinin getirdiği sorumluluk, beni o yıllarda, notaları çabuk ve doğru biçimde yazabilecek başka yöntemler arayışına sokmuştu.

Bilgisayarın henüz bilinmediği bir ortamda, ben, çocuk zihnimi standard notasyonu portede istenen yüksekliğe yazabilecek şekle dönüştürülmüş bir yazı makinasına yormaya başladım. Ama o dönemde ne beni fikren destekleyecek birini, ne de masraflarımı karşılayacak bir finans kaynağı bulamadığım için hevesim yarıda kalmıştı.

Aradan yıllar geçip bürolarda mekanik yazı makinalarının yerini kelime işlem yazılımları almaya başladıkça benim eski heveslerim yeniden canlandı. Bu alanda ortaya konmuş batı kaynaklı devasa yazılımların bizim musikimize göre "eksikleri" ve "fazlaları" önüme konduğunda, artık kolları sıvayıp işbaşı yapmanın zamanının geldiğini anladım.

2001 yılında oluşturduğum ilk taslak sadece 50 Kb boyutunda idi, ama gereksinimleri karşılamaktan oldukça uzaktaydı. O günden bugüne Notist, onu sabırla kullanan sevgili notist dostlarının samimi eleştirileriyle büyüdü, gelişti, adeta kabak çiçeği gibi açıldı.

Notist proğramı, içerdiği 14500 satır proğram kodunun satır aralarında haftalar, aylar, yıllar boyunca sabahlanan çok geceler barındırır. Ona hasredilen her kıymetli saniyenin arkasında, Türk Musikisine hizmet edenlere hizmet sevdası yatar; Ali Rıza Avni'lerin, Ali Ulvi Baradan'ların, Burhaneddin Ökte'lerin şahsında, "saat ücretin"den dem vurmaksızın kendini gençlere adamayı başarabilmişlere şükran yatar. Notist, nota yazarak para kazanmak için yaratılmış bir ticari ürün değil, gönlünde musiki aşkı olan her Türk'ün, kütüphanesinde kendi yazıp dinleyebildiği bir nota arşivi edinebilmesini amaçlayan, elden ele hediye edilecek mütevazi bir armağandır.

M. Uğur Keçecioğlu

İstanbul, 4 şubat 2009

notist@hotmail.com












Kendisi 2000'li yılların hemen başında dünyaya merhaba demiş olmasına rağmen, fikren benim zihnimde yer etmesi çok eskilere, 1968-1970 yıllarında yaşadığım ve hiç unutamadığım iki olaya dayanır.

Birincisi, Ünal Suner isimli bir müzisyen dostumun, o yıllarda İzmir'de çıkmakta olan yerel "Demokrat İzmir" gazetesinde haftalık olarak hazırladığı Türk Musikisi sayfasında nota yazma görevini bana vermesidir.


NOTİST YAZILIMININ DOĞUŞ ÖYKÜSÜ
web designer: İsmet Burkay
Ana Sayfa
Bize Ulaşınız
English